SU KRİSTALLERİNİN SIRLARI
Safvet SENİH
Birtakım sırlara ve feyizlere mazhar olduğuna inandığım Kurban
Dede, bir gün Hz. Hızır ile ilgili hatıralarını anlatırken, mesele
suyun sırlarına geldi. O sadece, 'Ah bir bilseniz suda neler var
neler!..' dedi ve meseleyi öylece kapattı. Tevhid delilleri
üzerine araştırma yaparken, suyun kimyevî yapısı ve fizikî
değişikliklerle ilgili yönünü hayretle görmüş, Cenab-ı Hakk'ın
harika icraatı karşısında hayran olmuştum. Bediüzzaman Hazretleri
de, dört unsurdan biri olan suyun fazl ve rahmet arşı olduğunu
söyler.
Japon bilim adamı Prof. Dr. Masaru Emoto ise, içinde 70'ten fazla
kristal resmi bulunan Su Kristalleri adlı kitabında: "Su cansız
bir madde değil; canlı ve duyguları algılayan kristallerden
oluşmaktadır. Su çevresinden pozitif ve negatif bilgileri alır ve
ona göre tepki verir." diyor. Prof. Emoto'nun suyun biyo-fizikî
özelliklerini araştırarak ortaya koyduğu gerçekler, yeni bir
döneme kapı açacak gibi.
Emoto, üç yıl kadar önce mikroskopla yaptığı araştırmalarda,
donmuş su kristallerinin dış tesirler karşısında çok değişik
şekillerde reaksiyon gösterdiğini keşfetti. Bu araştırmalara göre
su kristalleri, dış çevre tesirlerinin yanı sıra, müzik, söz ve
kavramlara da tepki veriyor.
Sanacell sağlık firmasının davetlisi olarak, temmuz ayında Berlin
Teknik Üniversitesi'nde 1.200 kişiye konferans veren Prof. Emoto,
su kristallerinin nasıl farklı şekillerde davrandığını, büyüleyici
bir yapı göstermesine karşılık, temiz dağ suyunun berrak ve düzgün
kristal yapıları ihtiva ettiğini tespit etti. Ayrıca, çocukları,
su ile konuşturarak su kristallerinin verdiği tepkileri gözler
önüne serdi. Emoto, on iki yıl süren çalışmaları ve yaptığı on
binlerce deney neticesinde, suyun sadece iyi ve kötü bilgileri,
müzik ve sözleri değil, hisleri ve şuuru da kaydettiğini ortaya
çıkardı.
Çekilen kristal fotograflarında suyun verdiği mesaj çok açık;
sevgi ve minnettarlık gibi duygular fıtrat tarafından tasvip
görmüştür. Yani sevgi ve minnettarlık, fıtratın özüdür. Su, ne
kadar sevgi, duygu ve âhenk dolu söz ve musikî ile karşılaşırsa;
altıgen kristal yapısı da o kadar güzel ve düzgün olmaktadır.
Meselâ çekilen fotografların birinde suyun yanında "şeytan"
dendiğinde, kristaller kaotik bir biçime girerken, diğerinde de
güzel sözlerle dua edildiğinde, suda, berrak ve estetik yapısı ile
mükemmel bir altıgen ortaya çıkıyor. Emoto, bu çalışmalarıyla
görünmeyen bir ruh âleminin varlığına da işaret ediyor.
Emoto, araştırmasıyla suyun sadece hâfızasının ve bilgi taşıyıcı
özelliğinin olmadığını, aynı zamanda kâinatın dilini ve gerçek
sevgi titreşimini de yansıttığını ispatlamaktadır. Meselâ iki
kavanozun içine haşlanmış pirinç konuyor. Birine teşekkür diğerine
aptal yazılıyor. Bir ay boyunca bu sözler bu şişelere söyleniyor.
Netice çok enteresan: "Aptal" denen kavanozun içindeki pirinçler
siyahlaşıyor ve kavanozdan çok kötü koku çıkıyor. Diğerinde ise;
pirinç beyaz kalıp, hoş bir koku yayılıyor. Bu da gösteriyor ki,
kötü ve iyi sözler, su ve pirincin üzerinde tesirli oluyor.
Öyleyse Allah'ın nimet ve ihsanlarına karşı, zikir, fikir ve şükür
vesilemizi hiç unutmamamız gerekiyor. Bilhassa
Bismillahirrahmanirrahim ile Elhamdülillah hiç unutulmamalıdır.
Başlangıçta söylenen bir söz var ve bu söz ince maddî bir
titreşime, şekil oluşturan bir sese dönüşüyor. Ve sonra tekrar
belli bir bilgi haline geliyor. Su böyle frekansları en açık bir
şekilde ispatlanabilir olarak çeken bir maddedir. Su
kristallerinin şekli, dünyanın nasıl bir durumda olduğunu
gösteriyor. Meselâ; Berlin, Londra veya Paris'teki klorlu çeşme
sularının dejenere olmuş kristal yapılarına karşılık; temiz kaynak
suları estetik ve çok ince dizayn edilmiş altıgen yapılar
göstermektedir. Bu geometrik şekil tabiattaki bütün hayat
olaylarının temel biçimini oluşturuyor. Heavy-metal müzik ve küfür
sözlerinin aksettiği suyun kristal yapısı, yapılan deneylerde
tamamen parçalanıp dağılarak eski kristal formları binlerce
parçaya bölünüyor. Vücudumuzun % 70 gibi büyük bir kısmının sudan
oluşması gerçeği de, bizim, diğer insanların ve tabiatla olan
münasebetlerimize dikkat etmemiz gerektiğini ortaya koyuyor.
Japon bilim adamı Prof. Masara Emoto, su kristalleriyle ilgili
çalışmasında iki önemli olayın rol oynadığından bahsediyor. Biri,
12 yıl kadar önce Amerika'da; "Manyetik Rezonans Analiz Cihazı"
denen ilginç bir âlete rastlamasıdır. Bu âlet sayesinde sıvı ve
canlı organizmalardaki belli frekanslar ölçülebiliyor. Diğeri ise;
kar tanelerinin hiçbirisinin birbirine benzememesini bir yerde
okuması. Kar da sudan meydana geldiği için, su kristallerinin de
farklı olabileceğinden hareket etmiş.
Su Kristalleri adlı kitabında suyu çeşitli yönlerden ele alan
Prof. Emoto, çalışmalarının ilmî temelini oluştururken, din
gerçeğini de göz ardı etmiyor. "21. yy'da en önemli olayın ilimle
dinin yeniden buluşması olacağını düşünüyorum. Eğer din olmasaydı
insan aptallaşacak, modern ilim de hiçbir zaman ortaya
çıkmayacaktı." diyor.
Emoto, su kristallerinden edinilen bilgilerden depremin önceden
tespit edilebileceğini söylüyor. Bunun için evvelâ deprem olan
bölgelerdeki su kristalleri hemen incelenerek, suyun buna verdiği
tepki gözlenmelidir. Daha sonra bilgisayar bağlantılı mini
mikroskoplarla sürekli bu bölgelerdeki su kristallerinin bir
merkezde değerlendirilerek takip edilmesi gerekiyor. Zira deprem
bölgelerinde yer altında meydana gelen değişikliklerin bir anda
olmayıp, günler, hattâ haftalarca sürdüğünü ve bu değişikliklerin
oradaki su kristallerinden takip edilebileceğini söylüyor. Su
kristallerinin fotografının çekilmesi de şöyle oluyor: Önce su
eksi yirmi derecede donduruluyor. Sıcaklığı eksi beş dereceyi
bulduğunda kristal ortaya çıkıyor. 5 mm'lik buz parçasında ancak
25 mikron, yani 0,025 mm büyüklüğünde bir kristal oluyor. Bu
yüzden bunun 200 defa büyütülmesi ve bu esnada en ufak bir
titreşimin meydana gelmemesi gerekiyor. Su kristalleri de yaklaşık
elli-altmış saniye, buzun sıcaklığı sıfır dereceye ulaşana kadar
görülebiliyor.
Bütün bu ilmî gerçeklerden hareketle, Allah'ın nimetlerine karşı
tavrımızı ayarlamamız gerekiyor. Meselâ, yemeğin başında Besmele
çekmek, sonunda Elhamdülillah deyip şükretmek, ortasında bu harika
nimetleri bize ihsan eden Cenab-ı Hakk'ın kerem ve lütuflarını
düşünmek gerekiyor.
www.sizinti.com.tr\konular\02\aralik\su.html adresinden
alınmıştır.